Teknolojiye güvenebilecek miyiz?

Dijital iş ve kültür dergisi Digital Age tarafından düzenlenen Digital Age Summit 2018’de; dijitalleşme, teknolojik gelişim ve yeni iş modellerinin etkileri Türkiye ve dünyadan dijital dünyaya yön veren konuşmacılarla beraber işlendi. Etkinlik süresince ana konferansın yanı sıra bir dizi yan etkinlik ve buluşma ile toplam 55 konuşmacı ve 2000 ziyaretçi ağırlandı. Zirvede ele alınan başlıklar arasında, “Güven ve Düzensizlik”, “Bir Psikoloğun Gözünden Dijitalleşen Güven”, “İnternet Tarayıcıları ve Web’in Geleceği”, “Siber Güvenlik 2030” ve “İnsanlar, Makinenin ve Güvenin Geleceği” yer aldı.

“Oyunların Dünyayı İyileştirmeye Katkısı Büyük”

Digital Age Summit 2018 kapsamında gerçekleşen, ABD merkezli dijital medya ve yapımcılık şirketi Power Play’in CEO’su Asi Burak’ın “Video Oyunları Dünyayı Kurtarabilir mi?” başlıklı konuşmasında oyunların dünya üzerindeki iyileştirici etkisi ele alındı. Sanal gerçekliğin insanları tahmin edemeyecekleri yerlere götürebildiğinin altınız çizen Burak, “Gelecekte oyunlar, barış üzerine konumlanacak. En başarılı oyunların temeline bakıldığında keşif ve işbirliği gibi değerler var. Mutlaka savaş ve mücadele barındırması gerekmiyor. Bu sayede gelecekte oyunlar herkesin hayatına iyi yönde bir fark katacak.” dedi.

“Büyük Kurumların Hayatta Kalması Daha Riskli”

“Güven ve Düzensizlik” başlıklı oturumda konuşan, Siyah Kuğu kitabının yazarı ve risk mühendisliği profesörü Nassim Nicholas Taleb, “Canlı ve organik olan her şey çevre ve stres unsurlarından etkilenir ve etkileşime geçer. Bu yüzden büyüdükçe daha kırılgan oluruz. Şirketler büyüdükçe daha kırılgan olur ve hayatta kalma olasılıkları azalır. Küçük kuruluşlar olumsuz değişimlerden kendilerini daha iyi koruyabilir.

İnsanları ele aldığımızda, bir çocuk ve yaşlının hayatta kalma olasılıklarına bakıldığında, istatistiki açıdan genç daha avantajlıdır. Ancak teknolojide ise bunun tam tersi söz konusudur. Genç ve yaşlı teknolojileri karşılaştırdığımızda, her ne kadar yeni eskinin yerini alsa da daha kırılgandır” dedi.

Teknolojinin toplumun sosyal dokusu olmaya başladığının da altını çizen Prof Dr. Nassim Taleb sözlerine şöyle devam etti: “Eskiden haberleri mahallenin berberinden alırken, şimdi sosyal medya istemediğimiz kadar haberi önümüze getiriyor. Ancak sosyal medyanın verdiği bilginin güvenilirliği, berberinkine göre daha tartışılır.”

“Mobil Cihazlar Bize En Sevdiklerimizden Daha Yakın”

Dijitalleşmeyi, psikolojik açıdan ele alan “Bir Psikoloğun Gözünden Dijitalleşen Güven” başlıklı oturumun konuşmacısı, Nottingham Trent Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Jens Binder; “Teknoloji günümüzde oldukça karmaşık bir hale gelmiş durumda. 1770’lerde en etkileşimli teknoloji buharlı otomobillerken, günümüzde bunun yerini cep telefonları aldı. Öyle ki, ilişkiler ve güven üzerine yapılan bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarına göre; telefonlarımız bize en sevdiğimiz insanlardan bile daha yakın. Bunun yanında dijitalleşmeye sürekli devam eden dünyamızda, güvenin sağlanması için dijital verilerin ve öngörülerin çok daha şeffaf bir şekilde ortaya konulması gerekiyor. Dijital paranoyadan ancak bu şekilde kaçınabiliriz” dedi.

“Dünyada Siber Saldırılardan En Çok Enerji Sektörü Etkileniyor”

Önümüzdeki on yıl içinde gizlilik ve güvenlik kavramının siber tehditleri yeniden tanımlayacağını ifade eden Comodo Group CTO’su Egemen Taş, Siber Güvenlik 2030 adlı oturumda “İnternet 2030 yılında soluduğumuz hava kadar önemli olacak. Hatta siyasi partiler bile kişiye özel propaganda yöntemine yönelecekler ve bunun için de yapay zekadan faydalanmaları gerekecek. Siber saldırı haritasına bakıldığında bugün dünyada en çok saldırı gerçekleştirilen sektör, enerji sektörü. Günümüzde siber dünyada en çok trojan saldırıları gerçekleştiriliyor. Türkiye’de milli ve yerli bir siber güvenlik pazarı inşa edilmesi gerekiyor” dedi.

Blockchain ve Bitcoin’in Geleceği Tartışıldı

Etkinlik kapsamında, Habertürk Gazetesi ekonomi editörü Sefer Yüksel moderatörlüğünde ve Bloomberg HT sunucusu Gizem Yılmaz, Kimlic CEO’su Gökhan Seçkin, IBM Türkiye CTO’su Sevilay Kurt ve İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Şant Manukyan’ın katılımıyla “Blockchain Devrimi ve Getireceği Fırsatlar” oturumu gerçekleştirildi.

Blockchaine duyulan ilginin kripto paralarla birlikte arttığı, ikinci devrimin ethereum ile gerçekleştiği, kripto paraların devlet tekelinde olmamasının devletleri rahatsız ettiği ve bitcoinle ilgilenen kitleler gibi konular oturum kapsamında ele alındı.

“İnternet Tarayıcıları ve Webin Geleceği” başlıklı oturumda tarayıcıların sadeleştiğine ve fonksiyonelliğinin arttığına, standartları güzel kılanın da farklı şekilde uygulanmaları olduğuna değinen, Opera ve Vivaldi web tarayıcılarının kurucusu, Vivaldi Technologies Kurucu CEO’su Jon Stephenson Von Tetzchner “Bitcoin sistemlerinin karmaşıklaştırılmasına gerek yok, oldukça sade bir şekilde de yapılabilir. Bitcoin bir kur içine girerek ekonomiyi ciddi anlamda etkiledi. Ancak bu tür kurlar istikrarlı olamaz çünkü her zaman üzerine yeni bir şey inşa edilebilir. Bu sebeple bitcoinin geleceğinin oldukça muğlak olduğunu düşünüyorum” dedi.

Etkinliğin öne çıkan konuşmacılarından biri de Web of Things kurucusu ve Ambrossus’un Üründen Sorumlu Başkanı Vlad Trifa oldu. Trifa “Blockchain Teknolojisinin Marka Bağlılığına Kazandırdığı Yeni Boyutlar” başlıklı konuşmasında insanların son 15 yılda markalara karşı büyük bir güven kaybı yaşadığına işaret etti. Trifa “Günümüz müşterileri geçtiğimiz yıllara oranlar çok daha bilinçliler. İnsanlar markalardan dürüstlük ve şeffaflık bekliyor. Markaların müşterilerine vadettikleri şeyleri kanıtlamaları gerekiyor. Aynı zamanda bu vaatlerin sürdürülebilir olması büyük önem taşıyor. Gelecekte sadece iletişime geçmeyi bilen markalar ayakta kalacak” dedi.

“Kişisel Veriler Markalarla Rahatlıkla Paylaşılıyor”

“İnsanlar, Makineler ve Güvenin Geleceği” adlı oturumda konuşan Thulium CEO’su ve MarTech Uzmanı Tamara McCleary, teknolojiye bağımlılığın yanında, insanı duygu ve tercihlerin de oldukça ön planda olduğunu belirtti. McCleary “İlişkilerin temelinde güven bulunuyor. Ancak günümüzde bu ilişki fiziksel değil, dijital tokalaşma ile sürdürülüyor. Bir iş kurarken, neslin alışkanlıkları da günümüzün dijitalleşen dünyasında ölçümlenmesi gereken noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Örneğin, Z kuşağının %85’i sosyal medya kullanıyor ve başkalarının düşünceleri doğrultusunda karar veriyor. Bu sebeple sosyal medya marka güvenilirliği için de oldukça önem kazanıyor” dedi.