tele.com.tr Bilişim Teknolojileri Dergisi “Yealink çözümleri ile kullanıcının ufkunu açıyoruz” | TELE.COM.TR
Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

“Yealink çözümleri ile kullanıcının ufkunu açıyoruz”

“Tümleşik iletişim için artık yüksek maliyetli donanım yatırımlarına ihtiyaç kalmadı, tek bir CD ile mevcut bilişim altyapısına çözümlerimizi entegre edebiliyoruz”

Tümleşik iletişim, temel olarak ses, data ve video iletişiminin iç veya dış ağ ortamlarında bütünleşmesidir. Tümleşik iletişim pazarı, günümüzde, çeşitli ağ geçitleri ile analog, sayısal veya IP tabanlı fark etmeksizin genel telefon santrali haberleşmesinden tutun, e-posta, tümleşik mesajlaşma, IM/Presence (anlık mesajlaşma), taşınabilirlik, çağrı merkezi ve video konferans gibi değişik alanlara hitap etmektedir.

Dünyanın önde gelen tümleşik iletişim teknolojileri üreticilerinden biri olan Yealink markasının ürün portföyündeki donanım ve yazılım çözümlerini kullanarak kurumların tümleşik iletişim ihtiyaçlarına uçtan uca çözümler sunuyoruz.

Yealink, çeşitli kullanıcı senaryolarını hesaba katarak, tek bir kaynaktan tümleşik iletişim terminal çözümlerini sağlayan dünyanın en önemli üreticisidir. Açık standartlar temelinde tasarlanan Yealink çözümleri, diğer bütün tümleşik iletişim çözümleri ile mükemmel uyumluluk ile çalışmaktadır. Yealink ürünleri kullanıcının tümleşik iletişim tecrübesi ufkunu açmakta, kurum ve kuruluşlarda verimli çalışmayı arttırmakta ve maliyetlerin düşürülmesine yardımcı olmaktadır.

Gelişen yazılım ve sanallaştırma teknolojileri, tümleşik iletişim çözümlerini basitleştirdi. Artık üst üste yığılmış çok sayıda sunucu ya da elektronik devre tabanlı ağ cihazlarından oluşan büyük data kabinet görüntülerine rastlayamıyoruz. Bunların yerini kayıt ve yayınlama dahil tümleşik iletişimin tüm alt bölümlerini kapsayan ve tek bir CD ile çabucak kurulabilen çözümler aldı. Böylece yüksek maliyetli donanım yatırımlarına da ihtiyaç kalmadı. Üstelik bu çözümler, sanallaştırma altyapısı ile mevcut altyapılara da kolaylıkla entegre edilebiliyor. İstenilen büyüklükteki kayıt verileri mevcut sunucular üzerine yedeklenebildiği gibi istenirse bu işe uygun olarak üretilmiş ağ üzerindeki veri depolama birimlerine de aktarılabiliyor.

Hayati önemdeki veriler için iki kere düşünmeli

Kurum ve kuruluşların bulut tabanlı tümleşik iletişim sistemlerine eğilim göstermesinde farklı bilişim yönetim stratejisi ve yönetici kararları rol oynamaktadır. Genellikle göreceli olarak küçük çapta verilerin bulunduğu iletişim ağlarında güvenlik çok ön planda değildir. Daha büyük organizasyonların kritik iletişim hatlarında ise güvenlik hayati derecede önemlidir. Aslında bulut bilişim, “public” ve “private” olarak da ikiye ayırılabilir. Çok geniş organizasyonlar kendi “private” (kapalı devre) bulut mimarileri ile veri güvenliklerini içeride kontrol ve analiz edebilir. Ancak “public” (herkese açık) boyutuna geçildiğinde, özellikle siber tehditlerin tavan yaptığı son yıllarda, bunu tam anlamıyla kontrol etmek, pek olası değil.

Komplo teorisi gibi değerlendirilse de eski NSA ajanı Edward Snowden’ın itiraf ettiği Amerika Birleşik Devletleri tarafından hayata geçirilen PRISM projesini dikkate almak zorundayız. Snowden’a göre PRISM tüm dev teknoloji şirketlerinden veri filtreliyor ve böylece küresel internet bulutunda bireyler kolaylıkla izlenebiliyor. ABD Eski Başkanı Bush döneminde imzalanan “Yabancı İstihbaratı İzleme” yasası (Foreign Intelligence Surveillance Act) ile de büyük bilişim teknolojisi şirketleri hukuken kendilerini garanti altına aldı. Bu durumda, hayati ve hassas önemdeki ses, data ve video verilerimizi küresel teknoloji şirketlerine ait bulut yapıları üzerinden taşımayı, ülkemiz açısından, iki kere düşünmemiz gerekir.

“Quantum Computing” çağı

“Dijitalleşen dünyada” diye başlayan cümlelerin demode olduğunun farkındaysak teknolojinin “Quantum Computing” çağına, üstelik nano boyutunda girmekte olduğumuzun da bilincindeyiz demektir. Bu çağda, 1 ve 0’lar artık yoktur, atom altı parçacıkların (kuant) davranış algoritmalarını gözlemleyerek oluşturulan ve normal işlemcilere göre 100 milyon kere daha yüksek hızla işlem yapabilen yapılar vardır. Nesnelerin Interneti (IoT) konsepti, bu teknolojiler ile üretilmiş ağ cihazlarının kendi aralarında iletişimde olması, konuşuyor olması demektir. Bu çağda, her türlü nesne, tabak çanak bardak dahil ağ cihazı haline gelebilir. Ayrıca, IPv6 geçişi ile sınırsız IP adresimiz olacak. Bunların üstüne yapay zeka hakkındaki gelişmeleri de eklersek, yakın gelecekte insan faktörünün neredeyse sıfıra ineceğini söyleyebiliriz.

Ekonomik nedenler, yatırım maliyeti yüksekliği, yatırımın geri dönüş hızının somut olmaması, kullanım zorluğu veya çevresel faktörler nedeni ile haklı olarak basit PBX teknolojisi altyapılarını muhafaza eden kurum ve kuruluşlar, hızla gelişen teknoloji kullanımının cazip değerlere indirgenmesiyle doğal olarak bu altyapılarını yenileyeceklerdir. İnternet bant genişliklerinin artması, fiyatların düşmesi ve tümleşik iletişim uygulamalarının olumlu maliyetler ile iş süreçlerine katkıda bulunması mevcut eski yapıların terk edilmesine yol açacaktır. Belki de şirket bilgisayarına yüklenen tek bir yazılım, tüm iç iletişimi sağlayabildiği gibi örneğin satış veya dağıtım ekibine “route” planı gönderecek, böylece CRM ve Workforce Management platformları ile entegre biçimde şirketin tüm verimliliği günlük olarak ölçülebilecektir.

Tümleşik iletişim ile çalışma disiplini değişiyor

Nüfus ve trafik yoğunluğu olan şehirlerde, artan rekabet ile birlikte, daha fazla yere daha hızla ulaşma zorunluluğu, özellikle pazarlama ve satış gibi hareketli birimlerin zamanlarını en verimli şekilde kullanmalarını gerektirmektedir. Şirketler artık sahada olması gereken elemanlarının her sabah ve akşam şirkette olmalarını istemiyor. Çünkü geliş ve gidiş sürelerindeki zaman kaybı ve yorgunluk iş kaybı ile birlikte motivasyon kaybına da yol açıyor. Bu yüzden satış yönetimleri artık satış elemanlarının sabah şirkete geleceklerine doğrudan müşteri ziyaretlerine başlamalarını tercih ediyor.

Almanya’da ziyaret ettiğim bir firmada şirketin satış bölümünde satış yöneticisi ve asistanı dışında kimsenin olmadığını fark edip “Satış elemanlarının oturduğu bölüm veya masalar nerede“ diye sormuştum. Buna karşılık, satış elemanlarının bir masaları olmadığı çünkü cumartesi günü haricinde şirkete gelmelerinin yasak olduğu cevabını almıştım. Cumartesi günü ise şirkette satış toplantıları yapılıyormuş. Bunun dışında o şirketin satış elemanları, son model araç, akıllı telefon ve dizüstü bilgisayarlar ile donatılmıştı. Ayrıca şirket, çok ciddi bir tümleşik iletişim yatırımı ile bunların tamamını çevrimiçi durumda tutarak onlarla istediği an ses, veri ve video paylaşımı yapabilmekteydi.

Dünya çapında gittikçe yaygınlaşan IP tabanlı telefon santrali sistemleri (IP PBX) son derece verimli ve ekonomik olmasına karşın ülkemizdeki pazar payı, belirttiğim muhtelif sorunlardan dolayı yavaş bir ilerleme göstermektedir. Sıkıntılardan birisi de işin artık TDM tabanlı çözüm sunan santral/servis firmalarının alanından çıkıp sistem/network firmalarının alanına girmesidir. Gelin görün ki, ne klasik santralciler IP Network’e hakim durumda ne de sistemciler VoIP’e gereken önemi veriyor. Bundan dolayı bu alandaki işi geliştirmek, büyük operatör veya entegratör ile alt tarafta işi üstlenen kurulum firmasına kalıyor. Bu da iş sürecinde yaşanan kopukluk sonucu müşteri talep ve şikayetlerinin yeterince karşılanamamasına sebep olarak bu teknolojiye yapılan yatırımın hızını kesiyor.

Değişen dünya konjonktürü ve sermaye hareketleri ile birlikte teknolojik liderliğin çok hızlı bir şekilde batıdan doğuya doğru kaydığını söyleyebiliriz. Günümüzün lider tümleşik iletişim/videokonferans firmaları, kârlarının gittikçe azalmasını saklayamadıkları gibi çözüm ve ürünler de geliştiremiyor. Bunlar, birkaç yıl içinde Çinli firmalar tarafından satın alınırsa, şaşırmayalım.

“Ekonomik veya çevresel nedenlerle geleneksel santral yapılanmasında kalmak zorunda kalan kullanıcılar, internet bant genişliklerinin artması, fiyatların düşmesi ve tümleşik iletişimin getirdiği ucuz maliyetlerle doğal olarak yeni teknolojiye geçecektir”