tele.com.tr Bilişim Teknolojileri Dergisi Başarıda “sevinme” kriteri | TELE.COM.TR

Başarıda “sevinme” kriteri

Son sözü başta söyleyeyim: Bir başarı sizi ne kadar sevindirecekse, şu anda sizden o kadar uzaktır.

Şirketinizi satın almakla ilgileniyorlar diyelim. Ne kadarlık bir teklif sizi sevindirir? 10 milyon dolar? 50? 200?

Bunlar farklı birer başarı düzeyi. 10 milyon dolarlık satış sizi çok sevindirecekse, şirketinizin hiçbir zaman 50 ya da 200 milyon dolar edeceğine inanmadığınızdandır. Başka birinin şirkete bu değeri biçmesi sizi bir anlamda şaşırtmıştır. Satışı, potansiyelinizin ucuza gitmesi değil, kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak değerlendirirsiniz.

Peki 10, hatta 50 milyon dolara sevinme düzeyini boşverip, 200 milyonu olağan bulma düzeyine nasıl gelinir? Elbette üretilen değeri artırmak konusunda “gereğini yaparak.” Gerekirse gerçeklikle bağımızı koparma pahasına, hedefimizi bu kadar yüksek bir çarpanla çarpmak anlamlı mı? Yapmamak hata!

Şöyle bir hedef yükseltmeden bahsediyorum:

Geçtiğimiz günlerde IBM’i kendime hedef seçip, yöneticilerini, kurumsal Twitter hesaplarını takip edip, basın bültenlerini okumaya başladım. Attıkları her adım bende “Eyvah, öne geçecekler” rahatsızlığına yol açmaya başladı, bu şirketle nasıl rekabet edeceğimi planlama isteği oluşturdu. IBM’in kaynaklarını, mevcut pazar payını kullanarak elde edemeyeceği hangi “alçak daldaki meyve” var, bulup hemen ele geçirmek gibi bir hedefim var. “IBM’le rekabet etmek”, verdiğim fiyat tekliflerini yükseltti, daha fazla sayıda, daha büyük müşteriye, daha iyi hizmet verme ihtiyacını doğurdu. Bunları yapabildiğiniz oranda, “sevinç düzeyi” yolunda sırayla 10, 50, 200 milyon dolarlık aşamaları geçer hale geliyorsunuz.

Neden durup dururken böyle bir hedef edindim? Bir toplantıda müşteri “bu servis için IBM Watson’ı ve sizi değerlendiriyoruz” deyince, kendimi Watson’dan üstün yanlarımızı keşfedip sayarken buldum. Teknoloji işi yapmanın güzel tarafı: Hızlı balık olmak, dev kurumlara karşı başka hiçbir sektörde olmadığı kadar avantaj sağlayabiliyor. Daha önce benzer bir durum, Google search server ile bizim knowledgebase uygulamamızı karşılaştıran bir bankayla yaşanmıştı. Teknolojimiz Google’dan üstün olduğundan değil, ama bankanın ihtiyaç duyduğu kurumsal destek hizmetini Google vermediğinden, bizi tercih ettiler. O yüzden, şu alt dallardaki meyveleri bir an önce toplamakta fayda var.

Sedat Kapanoğlu’nun bir yerde okuduğu “Ya rahatsındır, ya da başarılı” ifadesi uzun süredir kafamı kurcalıyordu. Ve sürekli rahatsız olmanın yolunu böylece bulmuş oldum. Bu rahatsızlık, beni kolay kolay yeni müşterilere, projelere sevinmekten de alıkoyuyor.

Bunu (IBM Watson’ın yeni direktörüne şöyle bir tweet atmak gibi) ufak bir ukalalıkla bir ileri düzeye taşıyıp taşımamak size kalmış.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları