Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

Şirketler daha iyi iş kararları alabilmek için makine zekasını kullanacak”

Erkan Binici, ThoughtWorks Türkiye Teknoloji Lideri

“ThoughtWorks, 14 ülkede bulunan 40 ofisi ve 4 bin 300’den fazla teknoloji tutkunu ile şirketlerin sürdürülebilir ticari başarı, kaliteli yazılım ürünleri ile değişime adapte olan organizasyonlara dönüşmelerinde yardımcı oluyor. Yirmi yılda 6 bin 500’den fazla projede edindiği tecrübe ile geliştirdiği pratikler, yazılım geliştirme yöntemleri, yazılım sektörüne yaptığı katkıları ile devrimsel bir yaklaşım benimsiyor. Şirketlerin dijital dönüşümlerine destek olmayı ve var olan iş modelleri karşısında farklı ve inovatif düşünebilmelerine yardımcı olmayı hedefliyor.

ThoughtWorks, 14 ülkede bulunan 40 ofisi ve 4 bin 300’den fazla teknoloji tutkunu ile şirketlerin sürdürülebilir ticari başarı, kaliteli yazılım ürünleri ile değişime adapte olan organizasyonlara dönüşmelerinde yardımcı oluyor. Yirmi yılda 6 bin 500’den fazla projede edindiği tecrübe ile geliştirdiği pratikler, yazılım geliştirme yöntemleri, yazılım sektörüne yaptığı katkıları ile devrimsel bir yaklaşım benimsiyor. Şirketlerin dijital dönüşümlerine destek olmayı ve var olan iş modelleri karşısında farklı ve inovatif düşünebilmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. ThoughtWorks Türkiye olarak ise 2014 yılından bu yana şirketlerin ihtiyaçlarına özel yazılım çözümleri ile iş inovasyonu, teknik çözüm gelişimi ve dijital strateji hizmetleri sunuyoruz.

Bulut bilişim ile şirketler çok hızlı değişen ve gelişen iş ihtiyaçlarına yetişebilmek için teknolojik olarak büyük bir güç kazanabiliyorlar. Sadece altyapı olarak bile baktığınız zaman haftalar süren yeni sunucu tedarik ve kurulum süreçleri birkaç tıklama ile halledilebilir hale geliyor. Kapasitede anlık veya dönemsel yükselişler uzun yatırımlara gerek kalmadan kolayca karşılanabilir oluyor. Bunun yanı sıra günümüz yazılım geliştirme süreç ve pratiklerindeki sürekli üretim ve teslimat bantlarının ihtiyaç duyduğu yoğun sanallaştırma ve konteyner kullanımları, test otomasyon ihtiyaçları da bulut bilişim sayesinde daha hızlı ve genel bir şekilde çözülebiliyor. Tabi altyapılar dışında bulut bilişim günümüz iş dünyasını sunduğu servis ve platformları ile hızlandırıyor. Aylar süren ve büyük yatırım gerektiren teknoloji çözümleri şirketlerin sadece bir kredi kartı ile hızlıca satın alıp kullanmaya başladığı çözümler haline gelmiş durumda. Artık şirketler bulut bilişimi sadece altyapı, servis ve teknolojiyi tedarik ettikleri bir yer olarak görmeyip aynı zamanda kendi iş modellerini de buluta taşıdıkları bir servis platformu olarak görmekteler. Bu platform yaklaşımları sayesinde firmaların servis paylaşımları ile müşteri edinim ve satış süreçlerinde çok daha farklı iş ortaklıkları ve ortak uygulama modelleri geliştirdiklerini görüyoruz. Bu yolla bazı firmaların rekabet alanında çok yenilikçi uygulamalar geliştirerek fark yaratacağını önümüzdeki dönemde ülkemizde de göreceğiz.

Büyük veri muazzam ve karmaşık bir şekilde hayatımıza girdi. Bu özellikleri ile de verinin depolanması ve işlenmesi anlamında bir problem olduğu bir gerçek. Ancak buna çok fazla odaklanmak “teknoloji” üzerine gereğinden fazla bir vurguya neden oluyor. Büyük verinin potansiyeli, iş sorunlarını çözmesi ve yeni iş fırsatları yaratmasında yatıyor. Bu nedenle büyük veri yatırımlarından en iyi sonucu almak için şirketler öncelikle işleri ile ilgili sorulara odaklanmalı. Bu basit değişim şirketlerin perspektifini değiştirebilir ve büyük veriyi “bir teknoloji problemi” olarak değil “ bir iş çözümü” olarak görmelerini sağlayabilir. Şirketler büyük veri sistemlerini kurmadan önce kendilerine işleri ile ilgili müşterilerimizi neden kaybediyoruz, Müşterilerimiz daha çok hangi ürünleri alıyorlar, Müşterilerimizle iletişim kurmanın en iyi yolu nedir, Müşteri hizmetlerine yaptığımız yatırımların karşılığını alıyor muyuz gibi sorular sormalılar.

Verinin değeri ancak ondan sağlayacağımız iç görü ile gerçekleşebileceği malum.  Bir iç görü de aksiyona dönüşmediği sürece şirketler için bir fayda sağlamayacaktır.

Şirketlerin aradığı veriler büyük ihtimalle gözlerinin önünde saklanmış durumda. Büyük veri bu bilgileri ortaya çıkarabilir. Ancak standart analitik projeleri, problemleri çözmeye çalışan pahalı ve zaman kaybettiren teknoloji çabalarına dönüşebildiğini gözlemliyoruz. Biz, ThoughtWorks olarak şirketlere büyük veri teknolojileri, sürekli iş değeri ve gelişmiş analizi içeren farklı bir yol öneriyoruz: Çevik analitik( agileanalytics). Çevik analitik ile şirketler kendilerine özgü ihtiyaçlarına en uygun aracı seçebiliyor ve henüz büyük veri platformunu kurma aşamasında iş değeri yaratarak zaman ve maliyet tasarrufu sağlayabiliyor.

Çevik analitik yaklaşımı ile şirketler diğer yöntemlerden çok daha hızlı bir şekilde verilerinin değerinden faydalanabiliyor, kritik iş sorularının yanıtlarına ulaşmadan geliştirilecek bir platformun neden olacağı finansal kayıplardan kaçınabiliyor.

Yapay zeka, öğrenebilen sistemler ve büyük verinin kullanımı ile bugün artık tüketici davranışları modellenebiliyor. Büyük veri ile kullanıcıların nasıl hareket ettiklerini ortaya koymak ve buradan anlamlı bir iç görü çıkarmak mümkün. Ancak bu bilgi ile doğru kararlar vermek, müşterinin isteklerini anlamak ve yeni satış kanalları ya da iş modelleri yaratmak için hala insan gücüne ve insan zihninin yaratıcılığına ihtiyacımız var. Büyük verinin yazılım tasarımlarını güçlendireceği bir gerçek ancak yakın zamanda insan gücünün yerini alacağını düşünmüyoruz.

Türkiye’deki firmaların büyük veriden faydalanması çok kısıtlı olarak başlamış olsa bile her geçen gün bu alanın öneminin fark edilmesi ile birlikte büyük veri projelerine hız verildiğini görmekteyiz. Bu alandaki kullanım, firmaların öncelikle genişletilmiş bir BI ve istatistik kullanımı şeklinde başlamıştı. Fakat günümüzde IoT sistemlerindeki maliyetlerin azalması ve yaygınlaşma; üzerine yapay zeka destekli sistemlere olan ihtiyaç her geçen gün ülkemizde de büyük veriye olan bakışı ayrıca pekiştiriyor. Firmaların temelde büyük veri ve yapay zeka ile ürünlerinin geliştirme, satış ve operasyon süreçlerini desteklemeye çalıştıklarını gözlemliyoruz. Örneğin üretim alanında önleyici bakım, satış ve pazarlama alanında yapay zeka destekli sürekli öğrenen ve tahminleme yapabilen sistemlerin, operasyon alanında da insan gücünü destekleyecek ve operasyon hızını artıracak şekilde yazı ve  konuşma tanıma benzeri projelerin yapıldığını görmekteyiz.

Zirve-Hype döngüsünde gelişen (peak-hype-cycle) teknolojilere genellikle temkinle yaklaşsak da üç boyutlu yazdırma, QR kodlar ve oyunlaştırma geçmişte kayda değer bir heyecan yaratmıştı. Makine öğrenimi, yapay zeka ve otonom araçlar gibi buna bağlı teknolojilere şu anda çok büyük bir rağbet olduğunu görüyoruz.  Akıllı sistemlerin temelinde yer alan sağlam, faydası kanıtlanmış teknolojileri son birkaç yılda ortaya çıkan devasa veri koleksiyonları besliyor. Endüstrinin tüm büyük oyuncuları önemli yatırımlar yaptıklarını açıkladı ve bulut teknolojisine yapılan önceki harcamalara benzer şekilde bir “Yapay Zeka fonu” yarattı. Makine zekasının, iş akışı odaklı uygulamaların karar odaklı uygulamalara doğru evrildiği yeni iş yetkinlikleri döneminde liderliği ele alacağını düşünüyoruz. Şirketler müşterilerine daha fazla etkileşim ve daha iyi hizmet sunmanın yanı sıra daha iyi iş kararları alabilmek için de makine zekasını kullanacak. Günümüzün teknoloji endüstrisinde “platform” kelimesine de gittikçe daha fazla anlam -ve önem- yüklendiğini görüyoruz. Platform sözcüğü ile günümüzde sektörün lider sistemleri, Servis Olarak Platform ( PaaS) gibi modern bulut altyapıları hatta “platform olarak işletme” gibi iddialı stratejiler kast edilebiliyor. “Makine zekasından faydalanmak isteyen şirketler, bugün veri varlıklarını geliştirip büyütecek bir veri stratejisine ihtiyaç duyuyor. Bu veri stratejisi, CloudFoundry veya OpenShift gibi bir altyapıya sahip bir veri platformu seçimini de kapsamalı. Veri stratejisinin kendisi, makine zekasının “karar destek platformunu” şirketlerde harekete geçiren bir unsur olarak görülebilir.

“Türkiye’deki firmaların büyük veriden faydalanması çok kısıtlı olarak başlamış olsa bile her geçen gün bu alanın öneminin fark edilmesi ile birlikte büyük veri projelerine hız verildiğini görmekteyiz. Bu alandaki kullanım, firmaların öncelikle genişletilmiş bir BI ve istatistik kullanımı şeklinde başlamıştı. Fakat günümüzde IoT sistemlerindeki maliyetlerin azalması ve yaygınlaşma; üzerine yapay zeka destekli sistemlere olan ihtiyaç her geçen gün ülkemizde de büyük veriye olan bakışı ayrıca pekiştiriyor. Firmaların temelde büyük veri ve yapay zeka ile ürünlerinin geliştirme, satış ve operasyon süreçlerini desteklemeye çalıştıklarını gözlemliyoruz.