tele.com.tr Bilişim Teknolojileri Dergisi “Fiziksel dünya ile dijital dünya birleşiyor” | TELE.COM.TR
Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

“Fiziksel dünya ile dijital dünya birleşiyor”

Emin Çalıklı, Fujitsu Türkiye Satış Öncesi Destek Direktörü
“Dijital dönüşüm bir seçim değil, uymamız gereken bir yaklaşım. Dijital dönüşüm, iş modellerini ve gelir akışlarını, operasyonları ve süreçleri, müşteri ilişkilerini ve hizmeti ve daha fazlasını dönüştürür. Diğer taraftan Dijital Dönüşüm Türkiye için çok önemli bir fırsat. Ülkemiz gerek genç ve eğitimli nüfusu, gerekse dinamik iş dünyasıyla bu değişime gelişmiş kabul edilen birçok ülkeden daha kolay ve daha iyi karşılık verebilir”

Bizim en büyük önceliğimiz “insan odaklı inovasyon”. Müşterilerimiz ve iş ortaklarımız, bizim işimizi nasıl yaptığımızın bir yansıması olmalı. Eskiden teknolojik olarak üstünlüklerden, sağladığınız ürün ya da hizmetlerin teknik özelliklerinden bahsedilirken bugün tüm ürün ve hizmetlerinizin insana ne kadar dokunduğu, insana ve yaşama ne kadar fayda sağladığı konuşuluyor. Bu da bizim “insan odaklı inovasyon” anlayışımızla örtüşüyor. Bu çerçevede SGK Avuç içi Kimlik Doğrulama sistemi, Vergi otomasyon projesi VEDOP’u sayabilirim. Avuç içi Kimlik Doğrulama Sistemi projesi kayıp ve kaçağı önlemek üzere SGK tarafından kurulması talep edilen bir çalışma. Fujitsu’nun geliştirdiği bu biyometrik sistemde avuç içinde yer alan damarların haritası taranarak şifreleniyor ve SGK’nın MEDULA sistemine bağlanarak kimlik bilgileri doğrulanıyor.

Bugün 60’tan fazla Üniversite Hastaneleri Sağlık Hizmet Sunucusu tarafından aktif bir şekilde kullanılıyor. Fujitsu Avuç İçi Damar İzi Kimlik Doğrulama Sistemi’ni tercih eden hastanelerin sayısı her geçen gün de artmakta, 5,730 adet Fujitsu Avuç İçi Damar İzi Kimlik Doğrulama Sistemi aktif bir şekilde hizmet sunuyor. Proje kapsamında 23 milyonun üzerinde vatandaşın avuç içi damar izi kaydı başarıyla sisteme kaydedilmiş bu süre içerisinde 173 milyonun üzerinde doğrulama yapıldı. Şu ana kadar 1000’in üzerinde çağrıya çağrı merkezi tarafından cevap verildi.

PalmSecure Avuç İçi Kimlik Doğrulama Çözümü aracılığıyla hayata geçirdiğimiz projelerden biri de Garanti Bankası ile birlikte hayata geçirdiğimiz “Single Sign On” projesi. Teknolojide her zaman öncü olan Garanti Bankası, kritik kimlik doğrulaması uygulamasında öncü bir adım attı ve tüm bilgisayarlar ve bankacılık uygulamalarında şifre yerine biyometrik kimlik doğrulama sistemlerini kullanmaya başladı.

Dijital dönüşüm bir seçim değil, uymamız gereken bir yaklaşım. Dijital dönüşüm, iş modellerini ve gelir akışlarını, operasyonları ve süreçleri, müşteri ilişkilerini ve hizmeti ve daha fazlasını dönüştürür. Diğer taraftan Dijital Dönüşüm Türkiye için çok önemli bir fırsat. Ülkemiz gerek genç ve eğitimli nüfusu, gerekse dinamik iş dünyasıyla bu değişime gelişmiş kabul edilen birçok ülkeden daha kolay ve daha iyi karşılık verebilir.

Mobilite, bulut bilişim ya da büyük veri gibi günümüzde iş ve teknoloji alanındaki belirleyici unsurların etkisiyle birlikte “ezber bozmak” olarak tanımlayabileceğimiz “yıkıcı inovasyon” (disruptive innovation) ya da insansız fabrikaları ifade eden “karanlık fabrika” (lights-out manufacturing) gibi yeni kavramlara hazır olmamız gerekiyor. Son birkaç yılda hayatımıza süratle giren yapay zekâ, robotlar, sensörler, nesnelerin interneti, bulut bilişim gibi kavramların günlük yaşamımızda da somut etkilerini bire bir gözlemleyebiliyorsunuz. Bireysel olarak yaşamlarımızı, yaşam alışkanlıklarımızı, sosyal ilişkilerimizi bile yeniden şekillendirilen bu teknolojilerin ekonomide köklü bir değişim yarattığını şimdiden görebilirsiniz. Fiziksel dünya ile dijital dünya birleşiyor. Bu birleşim ürünlerde, operasyonlarda, sistemlerde karşılık buluyor. Dijitalleşme, kurumları hızlıca dönüştürüyor, operasyonları yeni baştan yapılandırıyor. Kurumlar açısından baktığımda; içinde yaşadığımız “Dijital evrimi” bir süreçten öte bir strateji olarak görmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dijital evrimi sadece bir web sitesi, sosyal medya entegrasyonu ya da e-ticaret araçları olarak görmek içine kolaylıkla düşülen bir yanılgı. Özellikle otomotiv gibi uzun değer zinciri olan endüstrilerin dijital dönüşümden daha fazla fayda sağlamalarını bekliyoruz. Diğer yönden daha önce IT süreçlerini kullanan ve kullanmayan şirketlerin de dijital dönüşüm süreçlerinden sağlayacakları fayda farklılık gösterecektir. Şayet daha önce IT süreçleri kullanan bir şirketten bahsediyorsak, dijital dönüşümün sağladığı değişim o kadar güçlü olmayacaktır. IT süreçleri iş yapış biçimlerinde çok fazla yer tutmayan kuruluşlarda ise bu değişim çok daha güçlü olacaktır.

Bu dönüşümle birlikte güvenlik kavramı da hiç olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Özellikle bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin yaşamımızın her alanına girdiği günümüzde, bu teknolojilere herhangi bir güvenlik endişesi olmadan ulaşabilmek, herhangi bir kurumdaki kişiye ait yetkilerin ve hakların içeriden veya dışarıdan yetkisi olmayan başkaları tarafından kullanılmasını önlemek ve kimlik kopyalaması gibi ortaya çıkabilecek suistimallerin önüne geçilmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle bu teknolojileri yaşamımızın gerçek anlamda bir parçası haline getirebilmek için kurum ve çalışan güvenliğini ön planda tutarak çalışmak gerekiyor.

Kişiler ya da kurumlar, her türlü bilgiyi güvenli bir ortamda tutabilmek ve bu bilgileri saklamak, korumak için büyük çabalar ve kaynaklar harcıyorlar. Bir bilginin gizliliğinden ve güvenliğinden bahsedebilmek için o bilginin kimsenin eline geçmemesini sağlamak yeterli değil. Bunun yanında bilginin bütünlüğü, bilgiyi gönderen kişinin gönderdiğini; alan kişinin de aldığını inkâr edememesi gibi kavramlar da önem taşıyor. Bunlara bakıldığında gizliliğin en kritik noktalarından birinin bilgi erişiminin yalnızca yetki verilmiş kişiler tarafından yapılabilmesi olduğu açık. Gerçek dünya ortamında kişilerin kimliklerini doğruladıkları imza, mühür gibi elemanlar günümüzde dijital ortamda geçerliliklerini de yitirdiler. Dijital dünyada bunların yerine verilerin bazı matematiksel algoritmalardan geçirilmesi ile elde edilen dijital imzalar ya da söz konusu kişilerin kendine has özelliklerinin kullanıldığı biyometrik güvenlik sistemleri kullanılarak söz konusu kişinin kimlik doğrulaması sağlanabiliyor. Ortaya çıkan bu büyük veri akışı, siber güvenliği zorlu bir mücadele haline getiriyor. İnternet, iş dünyası için iyi olduğu kadar kötü de olabilir. Şirketler çok hassas ve gizli bilgileri de paylaşıyorlar ve yeterli güvenlik ve gizlilik önlemlerini almazsanız bu bilgileri korumak önemli ölçüde zorlaşacaktır.

Dijital erişim imkanları, kurumların Endüstri 4.0 kavramına adaptasyonundaki gecikmeler gibi faktörler sebebiyle şimdilik bulut çözümlerde hibrit yapılar daha optimal. Buradan hareketle son derece yetkin sayılan Fujitsu MetaArc yapısını oluşturduk. Bu yapı; kamusal, özel ve hibrit kullanıma uygun stratejik bir bulut altyapısı kurmak isteyen işletmelere gerekli teknolojiyi, araçları, hizmetleri ve ortaklıkları sağlıyor. MetaArc, iş birimleri tarafından yönetilen bulut tabanlı “Fast IT” kavramını desteklerken diğer yandan da Fujitsu tarafından “Robust IT” olarak adlandırılan modernizasyon süreçlerini de destekliyor. Yapı sayesinde; müşterilerin sahip oldukları veri ve sistemlerde saklı olan ve kullanamadıkları değerlerden faydalanabilmelerine olanak sağlıyoruz. MetaArc sadece yeni dijital iş yeniliklerini desteklemek için tasarlanmadı. MetaArc aynı zamanda, bulut ortamlarında uygulamaları ve sistemleri yeniden barındırarak mevcut BT altyapısının modernizasyonu için bir platform sağlayacak.

Ülkemizin gelişiminde bilişime duyduğumuz ihtiyaç yadsınamaz, endüstri 4.0’ı ülke olarak yakalamamız şart. Ortaya çıkacak bu yeni “Dijital Devrim” ile yakın dönemde önemli bir geçiş yaşanacak ve ülke olarak bu geçişi ıskalamamak üzere ulusal düzeyde planlı hamleler yapmamız ve kalifiye iş gücü inşa etmemiz gerekiyor. Biz Fujitsu Türkiye olarak iş ortaklarımızla bir ekosistem oluşturduk ve bu oluşturduğumuz ekosistem ile Türkiye ekonomisine katkı sağlıyoruz. Teknolojiyi Fujitsu’dan alıyor, oluşturduğumuz eko sistem içinde Türk mühendisliği ve aklıyla kullanılabilir ürün ve hizmetler sunuyoruz. Bunu yaparken, her fikri ciddiyetle ele alıp, uygulanabilir olduğuna inandığımız girişimleri laboratuvarlarımızda geliştiriyoruz.

“Ülkemizin gelişiminde bilişime duyduğumuz ihtiyaç yadsınamaz, endüstri 4.0’ı ülke olarak yakalamamız şart. Ortaya çıkacak bu yeni “Dijital Devrim” ile yakın dönemde önemli bir geçiş yaşanacak ve ülke olarak bu geçişi ıskalamamak üzere ulusal düzeyde planlı hamleler yapmamız ve kalifiye iş gücü inşa etmemiz gerekiyor. Biz Fujitsu Türkiye olarak iş ortaklarımızla bir ekosistem oluşturduk ve bu oluşturduğumuz ekosistem ile Türkiye ekonomisine katkı sağlıyoruz.