tele.com.tr Bilişim Teknolojileri Dergisi “Dünyada 12 milyon kullanıcının hayatını kolaylaştırıyoruz” | TELE.COM.TR

“Dünyada 12 milyon kullanıcının hayatını kolaylaştırıyoruz”

Gökhan Yazıcı, Karel Stratejik Planlama Lideri
“Hem müşterilerimizin hem de kendi verilerimizin güvenliğini sağlamak bizim için öncelikli bir konu. 2016 yılında uluslararası geçerlilikteki en güncel sertifika olan ISO 27001:2013 bilgi güvenliği yönetim sistemi sertifikasını alarak bilgi güvenliğine verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizmiş olduk”

Karel, 1986 yılında Türkiye’nin teknolojiye yüksek bedeller ödememesi gerektiği düşüncesiyle yola çıkılarak kuruldu. Kuruluş misyonunu çağdaş iletişim sistemlerini tasarlamak, üretmek ve bu ürünleri küresel ölçekte pazarlayarak ülke ekonomisine maksimum katkı sağlamak olarak özetleyebiliriz. Türkiye’nin haberleşme elektroniği sektöründe yabancı ortağı olmayan en büyük şirketi Karel, dünya devi üreticilerle rekabet edebilen, küresel ölçekte, istikrarlı büyüyen, bunlardan çok daha önemlisi onu sürdürülebilir kılmış başarılı bir marka. Türkiye’nin en değerli 100 markasından biri olan Karel, sunduğu ürün ve teknolojiler ile dünyada 12 milyonun üzerinde kullanıcının hayatını kolaylaştırıyor.

Geçtiğimiz dönemde teknoloji ve altyapı tarafında yaşanan gelişmeler sunduğumuz çözümlerin IP tabanlı tümleşik iletişime doğru evrilmesine neden oldu.  Tümleşik iletişim kullanıcılara ses, görüntü, yazılı mesajlaşma gibi farklı kanallar üzerinden iletişim kurma imkanı veriyor. Çoklu cihaz desteği sayesinde kullanıcılar iletişim hizmetini masaüstü telefon, DECT, WiFi telefon, akıllı telefon ya da tablet gibi farklı cihazlar üzerinden alabiliyorlar. Sunduğumuz çağrı merkezi çözümleriyle de firmaların müşterilerine yaşattıkları deneyime olumlu katkı sağlıyoruz. Çağrı merkezini kullanılan CRM, müşteri destek, ERP gibi iş uygulamalarıyla entegre ederek toplam faydayı arttırıyoruz. Bunun yanı sıra konuşma tanıma, metin okuma gibi çeşitli ses teknolojilerinden de yararlanarak verim artışı sağlıyor, müşteri memnuniyetini yükseltiyoruz. Sunduğumuz video konferans çözümü sayesinde müşterilerimizin iletişimine yeni bir boyut kazandırıyoruz. Bu çözümle farklı lokasyonlardaki çalışanlar bilgisayarları üzerinden sesli ve görüntülü olarak aynı mekandaymış gibi toplantı yapabiliyor, ekran paylaşma özelliğiyle bir dokümanı birlikte inceleyebiliyorlar. Bu sayede iş gücü ve ulaşım masraflarından önemli tasarruflar sağlamak mümkün oluyor. Bunların yanısıra firmalara kameralı güvenlik çözümleri de sunuyoruz. Görüntü işleme ve video analiz çözümleriyle de müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda katma değerli çözümler geliştiriyoruz. Plaka tanıma, kişi sayma, yüz tanıma, sınır ihlali algılama, kalabalık algılama, duran cisim algılama, hız ölçme vb. gibi pek çok farklı video analiz teknikleriyle iş süreçlerine değen uygulamalar geliştirmemiz mümkün oluyor.

Dijital dönüşümün yol haritası

Son 20 yıla baktığımızda teknolojinin gelişim hızında önemli bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Her alanda teknolojinin etkilerini hissediyoruz. Hayatımızdaki pek çok şeyin akıllı bir hale geldiğini, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığını, gelişmiş mobil cihazlar ve genişbant erişim sayesinde her an her yerden iş, eğlence, iletişim, içerik ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimizi yaşayarak deneyimliyoruz. Teknolojideki bu ilerleme şirketlerin iş süreçlerinden günlük operasyonlarına, iş modellerinden müşteri etkileşimine kadar pek çok farklı alanda mevcut durumlarını gözden geçirmelerine neden oluyor. Pazarda artan rekabet koşulları işletmeleri daha verimli olmaya, pazar ve müşteri odaklı hareket etmeye zorluyor. Tam da bu noktada teknoloji devreye giriyor. Dijital dönüşümü içselleştirip stratejilerini belirleyen ve bu yönde gerekli adımları atan firmalar rekabette önemli bir avantaj yakalıyorlar. Öte yandan, dijital dönüşüme duyulan ihtiyacın büyük bölümünün şirketlerin kontrolünde olmadığını hatırlamakta fayda var. Dijital dönüşümün çerçevesini müşterilerin, iş ortaklarının, çalışanların ve rakiplerin, dijital teknolojileri nasıl uyguladıkları, neleri değiştirip, karşılığında neleri bekledikleri belirliyor. Eğer şirket teknolojiyi sadece uyguluyorsa bu, şirketin dijital dönüşümün küçük bir parçası olduğu anlamına geliyor. Dijital dönüşümün yeni teknolojilerin uygulanmasını içerdiği durumlarda, teknoloji hikayenin yalnızca bir parçasıdır. Strateji, yetenek yönetimi, organizasyon yapısı ve liderlik gibi konuların, dijital dönüşümde kullanılan teknolojilerden çok daha önemli olduğunu, başarıya giden yolun buradan geçtiğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Zira dijital dönüşüm, firmaların daha iyi bir müşteri deneyimi sunmasına, marka algılarının güçlenmesine, operasyonel maliyetlerinin azalmasına, zaman ve iş gücünden tasarruf etmelerine, inovasyon ve yaratıcılığı destekleyen bir firma kültürünün oluşmasına, yeni ürün ve servis geliştirme hızının artmasına katkı sağladığı ölçüde başarılı sayılıyor. Tüm bu etkiler sonuç itibarıyla doğrudan ya da dolaylı olarak firmaların satışını ve karlılığını arttırıyor.

Gerek bireysel ve gerekse kurumsal alanda dijital dönüşüme imkan sağlayan bilişim teknolojilerinin hayatımıza sağladığı katkılar yadsınamaz. Yapılan bilimsel çalışmalar ülkelerin bilişim teknolojilerine yaptıkları yatırımı %10 arttırmalarının ülke büyümesine %0,5-0,6 oranında pozitif etki sağladığını ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu daha yüksek oranlara,  %1’lere kadar çıkabiliyor. Bu rakamlar da bilgi teknolojilerine yapılan yatırımların ülke ekonomileri açısından nasıl büyük bir öneme sahip olduğunu gösteriyor.

Dijital dönüşümü hayata geçirme yönünde karar almış bir firmanın kapsamlı ve entegre bir çalışmayla karşı karşıya olduğunu baştan kabul etmesi çok önemlidir. Yüzeysel yapılacak bazı çalışmalarla dijital dönüşümden beklenen performans artışının sağlanması mümkün değildir. Dönüşüm tüm yönetim kademelerinin ve departmanların katkısı ile hayata geçirilmelidir. Dijital dönüşüm sürecini sürükleyecek unsur, dönüşüm stratejisi olmalı; kapsam ve hedef net bir şekilde ortaya konmalıdır. Firma içinde teknolojiyi bilen, bilgi teknolojileri stratejisine ve platformlarına sahip olan ve yön veren konumdaki BT yönetimine burada çok kritik bir rol düşüyor. Dijital dönüşüm teknolojinin kaldıraç olarak kullanılarak işin dönüştürülmesidir. Bu nedenle artık BT yöneticilerinin iş süreçlerine daha yakın durmaları, diğer fonksiyonların stratejik iş ortağı olarak hareket etmeleri gerekiyor. Hem teknolojiye hakim olmak ve bilgi teknolojilerini yönetmek hem de işin dönüşümünü sağlama rolünü üstlenmek BT yöneticilerinin sorumluluklarını oldukça ağırlaştırıyor. Son yıllarda “Dijital Dönüşüm Direktörlüğü (CDO)” adı verilen bir pozisyonun ortaya çıkmasındaki neden de burada yatıyor. CDO işin teknolojik uzmanlığını BT yöneticisine bırakarak işin dönüşümüne odaklanıyor, dönüşüm sürecine liderlik ediyor, gerekli koordinasyon ve yönetimi sağlıyor. Bununla birlikte BT yöneticileri, CDO görevini üstlenmeye en yakın adaylar arasında görülüyor.

IoT çözümleri

Dijitalleşmenin doğal sonucu olarak hayatımıza hızla giren nesnelerin interneti olgusunun, bir zamanlar internetin hayatımızda yarattığı değişimle eşdeğer ölçüde önemli değişimlere neden olacağı öngörülüyor. Yapılan araştırmalar, cihazların birbirleriyle iletişim kurmasının sektörden bağımsız her şirket için üretkenlik artışı, enerji verimliliği, daha iyi envanter yönetimi ve daha düşük ürün birim maliyeti gibi pek çok avantaj sağladığını ortaya koyuyor. Nesnelerin interneti, yeni ürünlerin hızlı üretimini, ürün taleplerine dinamik tepki verilebilmesini, makine, sensörler ve kontrol sistemlerinin birbirine bağlanması yoluyla imalat ve tedarik zinciri ağlarının gerçek zamanlı optimizasyonunu mümkün kılıyor.

IoT’nin bir diğer boyutu da büyük veri. Nesnelerin internetini oluşturan milyarlarca sensörden akan devasa boyutlarda bir veri birikimi söz konusu. Bu verinin depolanması, analiz edilerek anlamlı sonuçlar çıkarılması ve bu sonuçlardan karar mekanizmalarında yararlanılması gerekiyor. IoT çözümleri süreç otomasyonu, izleme, yönetme ve karar almada dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kaldıraç etkisi yaratıyor.

Dijitalleşmeyle birlikte depolanan ve işlenen veri miktarının artması, ve beraberinde oluşan verilerin gizliliğinin korunması, izinsiz kullanımının engellenmesi, izinsiz yok edilmesi ya da değiştirilmesine karşı bilgi güvenliğinin sağlanması giderek önemli bir hale geliyor. Karel olarak hem müşterilerimizin hem de kendi verilerimizin güvenliğini sağlamak bizim için öncelikli bir konu. Bu nedenle 2015 yılında başlatmış olduğumuz çalışmaları tamamlayarak 2016 yılında uluslararası geçerlilikteki en güncel sertifika olan ISO 27001:2013 bilgi güvenliği yönetim sistemi sertifikasını alarak bilgi güvenliğine verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizmiş olduk.

Ar-Ge gücümüz

Karel olarak müşterilerimize daima katma değer yaratan çözümler sunmaya odaklandık. Elimizdeki çözüm bileşenlerinin çeşitliliği ve entegrasyon yeteneklerimiz bu yaklaşımımızı hızla geliştirmemize olanak sağlıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ettikten sonra en uygun çözümü oluşturarak sunuyor, mevcut iş uygulamalarına entegre olarak yaratılan katma değeri daha da büyütüyoruz. Ar-Ge gücümüz de bu yolda bize gerekli esnekliği sağlıyor ve ihtiyaçlara özgü çözümler geliştirerek rekabet üstünlüğü yakalamamıza imkan tanıyor. Tüm sektörlere farklılaşan ihtiyaçları doğrultusunda çözüm geliştirme kabiliyetine sahip durumdayız. Özellikle son dönemde ivme kazanmış olan şehir hastaneleri yatırımlarına sağladığımız çözümlerle sağlık sektöründe önemli bir yol katettik. Yine perakende sektörüne yönelik geliştirmiş olduğumuz çözümler de pazardaki önemli oyuncular tarafından tercih ediliyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları