Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

“Daha kesin verilere eriştikçe, daha doğru kararlar almak mümkün olacaktır”

Baran Karakurt, Cisco Ortadoğu ve Türkiye Veri Merkezi ve Sanallaştırma Teknolojileri Satış Müdürü

“Tüm dünyada şirketlerin oluşturduğu veri karmaşıklığı arttığı gibi, yapısal olmayan veriler de katlanarak büyüyor. Karmaşık kararlara ayırabilecek zaman az. Bunun yanında donanım maliyetleri düşerken, çalışan kaynakların maliyetleri yükseliyor. Türkiye’deki çoğu firmanın yaptığı gibi büyük veriyi sadece müşteri analitiği için planlamak,  aslında operasyonel analitik ve siber güvenlik gibi şirketlere büyük kazanımlar sağlayabilecek özelliklerin göz ardı edilmesine sebep oluyor”

Bulut bilişim, büyük veriyi yönetmek, maliyetleri düşürmek, riskleri azaltmak ve çevikliği artıracak yeni online hizmetleri kullanarak süreçlerini iyileştirmek isteyen IT yöneticileri için yenilikçi bir çok fırsat sunuyor. Bulut, şirketlerin ihtiyaçları olan bilgiye daha hızlı ulaşması için veriyi fiziksel olarak yakın tutarken, maliyetlerin de düşürülmesine yardımcı oluyor. Ayrıca bulut tabanlı veri işleme ve depolama süreçlerinde dış kaynak kullanımı mümkün oluğundan, şirketlerin kısıtlı kaynaklarını daha etkin kullanmalarını, organizasyonların kontrolü ellerinde tutmalarını ve daha etkili olmalarını sağlıyor. Ancak bulut hizmetlerine hazırlıksız bir yaklaşım, riski ve maliyeti yükseltebilir. Dahası güvenlik ve teknik altyapı sorunları projeyi CIO’lar açısından bir krize dönüştürebilir.

Birçok şirket büyük veri projelerinin birden çok iş kolunun sürece dahil edilmesini ve yeni bir seviyede şirket içi iş birliktelikleri gerektiğinin farkında. Büyük veri çözümleri için teknoloji kadar, verinin tam potansiyelini gözünde canlandırabilecek özel yetkinliklere ve yaratıcılığa sahip çalışanlar da önemli. Daha fazla bilişim profesyonelinin bu özel alanda eğitilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Örneğin ham veriyi bilgiye dönüştüren, aldıkları bilgiyi yaratıcı ve görsel bir biçimde aktarabilen, iş stratejileri önerebilen “ veri bilimciler” gibi.

İnsanlar sabit değiller, trendler çok değişken ve bu yüzden hep aynı data algoritmalarını ve sistemlerini kullanmak analiz kapsamını daraltıyor.  Bu nedenle ‘Büyük veri’ sistemlerini tasarlamanın birinci ve olmazsa olmaz kuralı önce büyük veri için bir yol haritası belirlemektir. Şirketlerin; satış ve diğer birimlerden gelen taleplerin hepsi hemen karşılanamayacağı için başlangıç olarak kurucu nitelikteki servisleri belirleyerek büyük veri yolculuğuna başlamaları gerekiyor.

Bir diğer dikkate alınması gereken nokta ise, şirketlerin gelecekte ne kadar veri üreteceklerini pragmatik olarak bilmeleridir. Başarılı büyük veri sistemleri kurabilmek için öncelikle iş çıktılarını doğru tahmin ederek veri büyüklüğü planlaması yapılmalı. Tabii bu da, doğru bir keşif süreci ile gerçekleşebilir. Şirketlerin elinde ne kadar veri olduğu, bu verinin nerde olduğu ve kim tarafından kullanıldığı ve kontrol edildiği ve ne kadar sıklıkla kullanıldığı büyük data veri topolojisini tasarlarken en önemli girdiler olacak ve birçok iç görü elde edilmesini sağlayacaktır. Doğru keşif süreçleri de, şirketlerin elindeki aynı kopya, örtüşen ve boş dataları bulmalarını ve bu işe yaramayan bit ve bayt’ları planlamanın dışında tutmalarına imkan verir.

Bundan sonraki adım ise ilgili donanım ve yazılım teknolojilerini bilmek ve bu teknoloji üreticilerinin şirketlere kazandırabileceği iş değerlerini doğru analiz edebilmek.

Bu adımları gerçekleştirirken daha önce şirketin kullanmadığı verilere erişilebilecek ve bu verilerle önemli iş çıktıları yaratılacaktır. Daha kesin verilere eriştikçe, daha doğru ve kesin kararlar almak mümkün olacaktır.

Tüm dünyada şirketlerin oluşturduğu veri karmaşıklığı arttığı gibi, yapısal olmayan veriler de katlanarak büyüyor. Karmaşık kararlara ayırabilecek zaman az. Bunun yanında donanım maliyetleri düşerken, çalışan kaynakların maliyetleri yükseliyor. Türkiye’deki çoğu firmanın yaptığı gibi büyük veriyi sadece müşteri analitiği için planlamak,  aslında operasyonel analitik ve siber güvenlik gibi şirketlere büyük kazanımlar sağlayabilecek özelliklerin göz ardı edilmesine sebep oluyor.

Türkiye’deki çoğu şirket hala iş analitiği sistemlerine sahip değil ve bu sistemlere sahip olmanın çok zor olacağını düşünüyor. Bunun yanında, çoğu işlemleri excel tabloları ve benzeri uygulamalarda analiz etmeye çalışarak zaman kaybediliyor.

Büyük veriyi iş platformuna entegre etmiş şirketler çapraz satış uygulamaları, sosyal medya akışının takip edilmesi, fraud analiz, müşterilerin davranış analizi, lokasyon bazlı satış uygulamaları, demografik iş geliştirme, pazar ve tüketici segmentasyonu, güvenlik ve ceza hukuku uygulamaları, risk yönetimi gibi birçok alanda verimli bir şekilde kullanmakta ve iş çıktıları ile genişleme ve kar sağlamaktadır. Perakende, bankacılık, üretim, enerji, eğitim, sağlık gibi sektörler büyük veri analitiği ile rekabeti artırıyor, daha verimli satış kanalları oluşturabiliyor.

Kamu tarafında ise Büyük Veri ile ilgili birçok insiyatif başlatıldı ve pilot uygulamalar geliştirildi. Ayrıca büyük veriye kaynak ve bütçe ayıran üniversitelerimiz de var. Örneğin Sabancı Üniversitesi ile MIT’nin kurduğu ortak laboratuvarda büyük veri kullanılarak birçok matematiksel modeller ve algoritmalar geliştiriliyor. Trafik analiz, sağlık hizmetleri, su kaynakları takibi, suç önleme programları gibi birçok kamu uygulamaları büyük veri sistemlerine taşındı. Uygulamaların ürettiği iş çıktıları beraberinde yeni iş uzmanlıkları yaratıyor ve bu trend zamanla bütün şirketlerin tüm dijital verilerini derlemesini ve anlamlandırmasını sağlıyor. Büyük veri analitiği kullanan şirketler dijital pazarlama ve sosyal medya platformlarından edindikleri bilgiler ile kendi işlerini farklılaştırabiliyorlar.

“Büyük veriyi iş platformuna entegre etmiş şirketler çapraz satış uygulamaları, sosyal medya akışının takip edilmesi, fraud analiz, müşterilerin davranış analizi, lokasyon bazlı satış uygulamaları, demografik iş geliştirme, pazar ve tüketici segmentasyonu, güvenlik ve ceza hukuku uygulamaları, risk yönetimi gibi birçok alanda verimli bir şekilde kullanmakta ve iş çıktıları ile genişleme ve kar sağlamaktadır. Perakende, bankacılık, üretim, enerji, eğitim, sağlık gibi sektörler büyük veri analitiği ile rekabeti artırıyor, daha verimli satış kanalları oluşturabiliyor”