Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

“Ar-Ge gücünü en önemli katma değer olarak gördük”

Gökhan Yazıcı, Karel Stratejik Planlama Lideri

Türkiye’nin haberleşme elektroniği sektöründe yabancı ortağı olmayan en büyük şirketi Karel, dünya devi üreticilerle rekabet edebilen, küresel ölçekte, istikrarlı büyüyen, bunlardan çok daha önemlisi onu sürdürülebilir kılmış başarılı bir marka.

Kısaca firmanızı tanıtır mısınız?

Karel, 1986 yılında Türkiye’nin teknolojiye yüksek bedeller ödememesi gerektiği   düşüncesiyle yola çıkılarak kuruldu. Kuruluş misyonunu çağdaş iletişim sistemlerini tasarlamak/üretmek ve bu ürünleri küresel ölçekte pazarlayarak ülke ekonomisine maksimum katkı sağlamak olarak özetleyebiliriz. Türkiye’nin haberleşme elektroniği sektöründe yabancı ortağı olmayan en büyük şirketi Karel, dünya devi üreticilerle rekabet edebilen, küresel ölçekte, istikrarlı büyüyen, bunlardan çok daha önemlisi onu sürdürülebilir kılmış başarılı bir marka. Türkiye’nin en değerli 100 markasından biri olan Karel, sunduğu ürün ve teknolojiler ile dünyada 12 milyonun üzerinde kullanıcının hayatını kolaylaştırıyor.

Bulut bilişim firmalara ne gibi fayda ve fırsatlar sunuyor? 

IDC küresel bulut bilişim pazarının 2017’de 107 milyar dolar olmasını bekliyor. Forrester ise bulut bilişime yapılacak yatırımın 2020’ye kadar 191 milyar dolara erişeceği öngörüsünde bulunuyor. Kullanıcıların bulut tabanlı uygulamaları İnternet üzerinden kullanması anlamına gelen SaaS’in küresel bulut pazarından en büyük payı alacak segment olması bekleniyor. Bu rakamlar bize bulut bilişim pazarının eksponansiyel olarak büyüyeceğini ve ekonomiler üzerindeki etkisinin giderek artacağını gösteriyor. Nasıl günümüzde internetsiz bir iş hayatı düşünemiyorsak, çok yakın zamanda bulut hizmetinden kurumsal olarak faydalanmayan tek bir iş yeri dahi kalmayacak; çünkü artan rekabet buna izin vermeyecek.

Bulut bilişim, büyük-küçük tüm işletmelerin bilişim teknolojilerine eşit koşullarda erişimine imkan verirken, KOBİ ölçeğindeki işletmeler ile büyük ölçekli firmalar arasında teknolojiden fayda sağlama anlamındaki fırsat eşitsizliğini de ortadan kaldırıyor. İlk yatırım maliyetini ortadan kaldıran iş modeli nedeniyle bulut çözümleri, yeni girişimlerin kurulmasını da kolaylaştırıyor.

Müşteri açısından baktığımızda, bulut teknolojilerinin ürün satın alma modelini değiştirdiğini görüyoruz. Baştan tek seferde yapılan ödeme karşılığında alınan ürünler, bulut çözümleriyle birlikte “kullandığın-kadar-öde” modeliyle aylık ücretlendirilen servislere dönüşüyor. Bunun yanı sıra bulut teknolojileri, sağladığı kaynak paylaşımı nedeniyle verimliliği arttırarak maliyetlerin azalmasına imkan sağlıyor. Bu çözümlerinin sağladığı en önemli etki, bilgi teknolojilerine ilişkin çözümlerin her segment ve ölçekteki müşteri tarafından kullanılabilir hale gelmesidir. Bulut çözümleri aynı zamanda müşterilere ölçek esnekliği de sunuyor. Bir işletmenin büyümesi veya küçülmesi durumunda, alınan servisin ölçeği bu değişime adapte edilerek, müşterinin sadece kullandığı servis kapasitesinin karşılığını ödemesi mümkün oluyor. Bulut teknolojileri kullanıcıların uygulamalara her yerden ve farklı cihazlar üzerinden erişimine de imkan sağlıyor.  Çalışanların verimi bu anlamda önemli ölçüde iyileşiyor. Çalışma mekanının fiziksel sınırlarını ortadan kaldırılarak, esnek çalışmanın önünü açıyor, bu da çalışan memnuniyetini artırıyor.  Bunun yanısıra bulut çözümleri, merkezi yapısı nedeniyle konfigürasyon, yazılım güncelleme, sorun giderme, kullanıcı desteği gibi  hizmetlerin de daha hızlı ve daha düşük maliyetlerle verilebilmesini sağlıyor.

Büyük veri sistemleri oluşturmanın ve yönetmenin sırları nelerdir?

Öncelikle hangi verinin hangi seviyede önem taşıdığının belirlenmesi gerekiyor. İhtiyacınızı ve buna karşılık toplayacağınız veriyi tanırsanız, onu işleyebileceğiniz sistemi de ve yönetebileceğiniz stratejiyi de doğru seçebilirsiniz. Büyük veri dendiğinde artık daha çok bulut kullanımı, daha çok şeffaflık  ve hesap verebilirlik, daha yüksek performans akla geliyor. Kaliteli verinin güvenli bir sistemde, farklı seviyede ihtiyaçlara karşılık verebilen akıllı algoritmalar sayesinde iş zekası ve uygulamaları için kolayca erişilebilir olması gerekiyor. Verinin düzenli olarak güncellenmesi, gereksiz olanların elenerek yerine güncellerin eklenmesi, böylece gereksiz veri depolamanın önüne geçilmesi bir diğer önemli unsur. Bulut bilişimde güvenlik elbette çok önemli. Verinin nasıl işleneceği, kimin nasıl ve hangi seviyelerde veriye erişme yetkisine sahip olacağına dair politikaların belirlenmesi yapılacaklar listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

İnsan faktörü bu konuda tam olarak hangi pozisyonda? 

Günümüz şartlarında teknolojinin yetişmiş, deneyimli insan kaynağının yerini tümüyle alacağını söylemek doğru değil. PwC tarafından gerçekleştirilen 2016’da “Veri ve Mantıksal Analiz Anketi: Büyük Kararlar” çalışmasında yöneticilerin büyük çoğunluğu bir sonraki en önemli kararlarında insani muhakemeye daha çok güvendiklerini ortaya koyuyor. Yöneticiler için verecekleri kararın verilerle destekleniyor olması karar mekanizmalarını tümüyle değiştiren bir süreç. Öte yandan, iş dünyasında yapay zeka ile öğrenmenin çalışanların daha hızlı, kolay ve hata riski en az kararlar almasına yardımcı olduğu da tartışmasız bir gerçek.

Türkiye’deki firmalar ‘büyük veri’den ne ölçüde yararlanabiliyor? 

Bulut bilişim özellikle küçük işletmelere büyük ölçekli işletmelerin yararlandığı BT olanaklarından yararlanma imkânı tanıyor. Bu anlamda bulut bilişim ekonomimizin lokomotifi olan KOBİ’lerimize önemli bir katkı sağlama potansiyeline sahip. Ancak maalesef ülkemizdeki KOBİ’ler bulut bilişim çözümlerinden olması gereken seviyede faydalanamıyorlar. Hem bulut çözümlerine karşı duyulan güvensizlik, hem de yeterli bilincin oluşmaması gelişimin önünde bir engel oluşturuyor. Bu engellerin aşılması için politika yapıcıların bulut bilişimi ekonomik büyümeye olumlu etki yapacak bir araç olarak görmesi ve konunun ulusal bir politika olarak ele alınması çok önemli.

Firma olarak AR-GE çalışmanız var mı? Yeni çözümleriniz mevcut mu?

Karel bilişim sektöründe, konusundaki en yetkin ve sistematik Ar-Ge birimine sahip bir teknoloji şirketi. Her yıl, üretimden satış cirosunun yaklaşık yüzde 10’unu Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyoruz. Bilkent CyberPark’ta faaliyet gösteren, toplam 167 kişinin çalıştığı Karel Ar-Ge Merkezimiz, haberleşme elektroniği, askeri elektronik ve endüstriyel elektronik alanlarında Türkiye’de, haklı ve özgün bir konuma sahip. Kuruluşumuzdan itibaren Ar-Ge gücünü en önemli katma değer olarak gördük, süreklilik arz edecek şekilde bu yönde yatırımlarımıza devam ettik. Bir teknoloji şirketi olarak bulut bilişim elbette bizim de Ar-Ge çalışmalarımızda gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Bu alana her geçen gün daha fazla Ar-Ge kaynağı ayırarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bulut servislerinin üzerinde çalışacağı bir bulut platformunun geliştirilmesi ve sunduğumuz bulut servislerinin çeşitlendirilmesi için bu alandaki yatırımlarımız devam ediyor. Yerli bir firma olarak pazarın kendine has özellik ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurularak yaptığımız bu çalışmaların ülke ekonomisi açısından önemli bir kazanım olduğuna inanıyoruz.

Son olarak müşterilerinize tavsiyeleriniz nelerdir? 2017’de bizleri ne gibi yenilikler bekliyor?

Karel olarak, Türkiye gibi gelişmekte olan ve kırılgan ekonomik dinamiklere sahip ülkeler için katma değeri yüksek ürün ve hizmet üretebilmenin önemine her zaman vurgu yapmaya ve emsal teşkil etmeye çalıştık. Çoğunluğu ithalata dayalı bir sektörün uzun vadeli katma değer yaratmasını ve ekonomiye katkıda bulunmasını bekleyemeyiz. Özellikle son iki yıldır yaşanan ekonomik daralma, Türk Lirası’nın döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve bunun sonucunda oluşan ağır mali yük, Ar-Ge temelli ve katma değeri yüksek üretimin sürdürülebilir kalkınmadaki önemini bir kez daha teyit etti. BT harcamalarının ağırlıklı ithal ürünlere dayalı olması ve maliyetlerin Türk Lirası bazında artması nedeniyle kurumlar ciddi bir borç yükü altına girdi. Bu yüzden zaman kaybetmeden bilişim sektörünün yüksek teknolojili, ihtiyaçlara göre esneyebilen, katma değerli ürün ve hizmet üretebilen bir refleksle kendi dinamiklerini oluşturması gerekiyor.