tele.com.tr Bilişim Teknolojileri Dergisi Bir ortaklığın hikayesi | TELE.COM.TR
Bilişim Teknolojileri Dergisi Telekom Türkiye

Bir ortaklığın hikayesi

Ekim Nazım Kaya
ekim.kaya@tele.com.tr
twitter : @ekimnazimkaya

Facebook’un botlara yaptığı yatırımın bizim için nasıl bir fırsat anlamına geldiğini daha önce yazmıştım.

Geçtiğimiz aylarda, öngördüğüm fırsatlar bir bir karşımıza çıkmaya başlayınca, benzer bir yoldan yıllar önce geçmiş birinden destek almak benim için çok önemli hale geldi. Aklıma gelen ilk isim olan Nevzat Aydın’a, 5 Mayıs’ta aşağıdaki gibi başlayan bir mail attım:

Sonra 10 ve 15 Mayıs’ta, ek bilgiler içeren birer mail daha. Nevzat’tan 19 Mayıs’ta “sonraki hafta biraraya gelelim ve hikayeni dinleyeyim” cevabı geldi.

Genç girişimciler için bir ara not: Birinden maillerinize yanıt alıp almayacağınız, alırsanız kaç mail sonra yanıt alacağınız üzerindeki kontrolünüz sınırlı. Ama tek bir mail atıp, yanıt gelmediğinde şansınıza küsmek yersiz. Herkesin kendi gündemi var, ve mail atmak, kolay olduğu oranda etkisiz bir yöntem. Sadece 30 saniyenizi alıyor.

Daha önce bir iki etkinlikte birlikte bulunmuştuk, birbirimizi Twitter’da takip ediyorduk, ama bunun ötesinde bir iletişimimiz yoktu. Yanıtı alınca, görüşmeye kadar gelişmeleri bildirmeye devam ettim.

Randevulaştığımız 27 Temmuz’a kadar bakın kaç mail atmışım.

(Bunların 6’sı Nevzat’tan gelen cevap)

2,5 aya yayılmış 20 mail… Her birinde anlamlı olduğunu düşündüğüm yeni bir gelişme ya da öneri ilettim, hiçbiri “haydi, ne zaman görüşüyoruz?” içerikli olmadı. Bu tarih ve sayıları, süreçten kendime pay çıkarmak için paylaşıyor değilim. Zira ilgi oluşturma sorumluluğuna sahip taraf olarak bu sürecin doğal olduğunu düşünüyorum.

5 Ağustos’ta bu görüşme için İstanbul’a geldim. İlk mailimin 5 Mayıs’ta atıldığını hatırlatayım. 3 ay sonra ilk hedefime ulaşmış oldum.

İkinci hedefim, bir saatlik yüzyüze toplantıda, kendisine her hafta, her düzeyde gelen benzer talepler arasından öne çıkmaktı.

589 milyon dolarlık bir satışa imza atan birini, Yönetim Kurulu üyeliği ya da şirketinizden hisse vaadi ile etkilemenin kolay olmadığını tahmin edersiniz. O yüzden, heyecanımı ve gördüğüm potansiyeli olabildiğince aktarmaya çalıştım. Ve bu potansiyel, onun için, kendi deyimiyle “hızlı büyüme ve onunla ortaya çıkacak sorunları çözme” anlamına geliyordu. Ben de “evet, bizim de tam da buna ihtiyacımız var” dedim.

Benim açımdan olumlu geçen bir toplantı sonunda, “bana iki hafta süre ver” yanıtı ile İstanbul’dan ayrıldım. Bu süreçte yeni gelişmeler olmaya devam etti ve sağolsun, danıştığım konularda bana anında denebilecek sürede yanıt verdi. 19 Ağustos’a kadar 10 mail daha atmışım. Ve önceki gün, aşağıdaki yanıt geldi.

İşin güzel tarafı, ben ondan yatırım değil, danışmanlık isterken -ve karşılığında bir miktar şirket hissesini ona bedelsiz olarak önermeye hazırken- Nevzat’tan daha fazlası geldi; “Para iste öğüt al, öğüt iste para al” prensibini doğrulayacak şekilde, şirketimizin %15’lik hissesini satın alarak, en büyük üçüncü ortağı haline geldi.

Bundan sonraki muhtemel bir yatırım ya da satış görüşmesinde şahsen bulunması olanağı benim için yeterince değerli iken, Nevzat Aydın’ın ortağım haline gelmesi, “mutlu son” tanımını fazlasıyla hak ediyor. Ve ben de artık pay çıkarma hakkını kendimde görüyorum 🙂

Kıssadan hisse: Nevzat kadar başarılı olun ki, etraflarında olmanız, insanlar için maddi değeri olan pek çok şeyden önemli olsun.